Duzgun TOSUN
Dağ Ceylanları Beyazlar İçinde Geldi
   Düzgün TOSUN
Ferhat TUNC Devlet, Degişim ve Kürtler

   Ferhat TUNC
Haydar ISIK
YARALIYIM

   Haydar ISIK
Ibrahim Güney  ENQERE Û COLOMBO
   Dizgûn DENİZ
Cemil Bayik KOMÜNAL-DEMOKRATİK DEĞERLERİN TAŞIYICISI
   Bese Şimal
ROJ TV CANLI


.:Foto Album:.

Munzurum Fotograf Albumu


Giriş

Kullanıcı Adı:

Şifre:


Ana Menü

  Ana Sayfa
  Üye Kayidi
  Üye Hesabi
  Ziyaretci Defteri
  Müzik Dinle
  Video Izle
  Siirler
  Türkü Sözleri
  Fikralar
  Foto Galari
  Etkinlikler
  Haberler
  Haber Gönder
  Haber Arsivi
  Forum
  Zindan
  Köse Yazilari
  Okur Yazilari
  Kültür Sanat
  Kadin
  Bizi Önerin
  Iletisim
  Sitede Ara
  Dersim Jenosidisi
  Dersimin Adi
  Dersim Cografyasi
  Dersim Katliami ve Direnis
  Efsaneler
  Seyit Riza

Son Yorumlar

Devamı Haberler Bölümünde


Basın&Yayın
Basın - Yayın



.:Arama:.


RojaDersim.com Haber, News,Dersim ,Munzur ,Mamike ,Kalan, Dunya, Kültür kadin, Genclik, Ozgurluk, Tutsak ,Yasam, Resim video, Ovacik ,Hozat, Mazgirt ,Pertek ,Pulumur, Cemisgezek ,Nazimiye ,Tunceli, Spor Köşe Yazıları Bölümüne Hoşgeldiniz!..

En çok satan yalan...



Yazar Adı: Bese Şimal

Yazar İletişim:


Yakın bir süreçte PKK’ye yeni katılan iki kadın gerilla ile karşılaştım. Se. adındaki gerilla bende çok farklı bir etki bıraktı. Oldukça mağrur ve asi bir duruşu vardı. Yaşının üstünde insanı şaşırtan bir düşünce gücüne sahipti. Zekice bakan ve derin bir hüznün sindiği siyah gözlerinde, kime, neye olduğu belirsiz hırçın bir meydan okuyuş sezinledim. Aslında yanlarında uzun bir süre kalmaya zamanım yoktu. Fakat Se’nin bende uyandırdığı ilgi bir sonraki çalışma planımı geciktirmeme neden oldu.

Gölgesi serin, geniş yapraklı bir meşe ağacının altında oturup sohbete daldık. Sadece arada bir dağ doruklarının serin, taze havasını içinde taşıyan rüzgar, bizi içinde bulunduğumuz zamanın ve mekanın sınırları içinde tutabiliyordu. Se’nin ablası aşk tuzağına düşüp yaşamına son veren nice kadından biriydi. Bir erkeğe ilgi duymuş, ailesi zengin bir erkeğe vermek isteyince ilgi duyduğu erkekle kaçmış. Sözde, kaçtığı erkek onu çok seviyormuş. Erkekle gittikten kısa bir süre sonra erkek onu geneleve satmış. Ve ardından kız intihar etmiş.

Bu olay Se’yi çok derinden etkilemiş. Önce çok şiddetli bir biçimde ailesini suçlamış ve bu durumdan ailesini sorumlu görmüş. Ailesinin ablası üzerinde farklı planları olmasaymış belki de ablası kendisini o erkeğe bu kadar kaptırmazmış diye düşünmüş. Gün geçtikçe aileye olan tepkisi artmış, kadının aile içindeki konumunu sorgulamaya ve bu konuda birçok çelişki yaşamaya başlamış. En sonunda şu sonuca ulaşmış; ha ailem ablamı kendilerinin istediği bir erkeğe satmış, ha sevgisine inanarak kaçtığı erkek tarafından satılmış. Ne fark eder ki her ikisi de onu sevdiğini söylüyor ve her ikisi de sonuçta onu satıyor. Yani ablam satılan oluyor. Pazarda satılan herhangi bir eşya gibi! Se., beni duygusal zekasının hırçın rüzgarına kaptırmış götürüyordu. Artık yüzüme çarpan ve bazen nefesimi kesen soğuk dağ rüzgarını ilk andaki gibi hissedemiyordum. Se’nin zihnimde ve yüreğimde estirdiği rüzgar, dağ rüzgarından daha etkili olmaya başlamıştı. Ardından sıcak, samimi bir vedalaşmayla yanlarından ayrılıyorum.

Kafam birçok düşüncenin hücümuna uğramış halde harekete geçiyorum. Yüreğim sıcak, birazda buruk duyguların işgali altında. Bu kız ne kadar soylu duygulara sahip, diyorum kendi kendime. Dağların eteklerinden kıvrılarak ötelere uzanan patikada ilerliyorum...

Kadını en çok tüketen bir olgu durumuna gelen aşk üzerinde düşünmeye başlıyorum. Se’nin son sözü kafamda yankılanıyor. “Ailem de ablamı kendince aşk adına satıyor, ablamda kendini kendince aşk adına satıyor.” Evet! Gerçekten biri ailenin adını koyduğu aşk, diğeri de aynı özden şaşmadan ataerkil sistemin insanları inandırdığı aşk!.. İkisinin de kaynağında kölelik, para ve kar mantığı yatıyor. Bununla kadının ve erkeğin enerjisini tüketerek sistemin denetimine almak hedefleniyor. Felsefesi; satılma değerine indirgenmiş, satılma değeriyle tanımlanmış bir aşk anlayışı! Aile kızına şunu der; zengin erkekle evlenirsen kendini de besler, bizim de beslenmemize yardımcı olursun. Kendilerince bu bir aşktır. Mide tokluğuna indirgenen aşk! Mutluluğu basit bir açlık güdüsünü doyurmaya, aşkı da bu basit ihtiyacı gidermeye indirgeyen bir aşk anlayışı. Diğeri de aşkı basit bir cinsel güdü tatminine indirgeyen anlayış. Karşıdakinin düşünce, duygu, kişilik yapısına, yaşam anlayışına bakmadan, tanımadan, beğeniyi fiziğe, bir bakıma cinselliğe indirgeyen kaba görselci anlayış!

Bir kadının trajedisinde birçok kadını görmek mümkündür. Kadın erkek alişkilerini, ilgilerini, sevgilerini köklü bir sorgulamadan geçirmeden doğru yaşamak imkansız hale geliyor. Bir yazarın da dediği gibi yanlış yaşam doğru yaşanmaz. Bu söz üzerinde epey bir zaman düşündüğümü hatırlıyorum. Aşk nasıl en çok satan yalan olabiliyor? Aşk adına yazılan bunca roman, şiir niçin yazılıyor, ne adına, kime, nasıl hizmet ediyor? Aşkın konu edildiği onca şarkı, türkü ne diye? Sanat-edebiyat bu yalanla nasıl bu kadar kirletiliyor?

Baktım ki gerçekten de aşk en çok satan yalandır. Nerdeyse aşksız roman yok gibi! Aşkın işlendiği romanlar en çok kapışılan romanlar oluyor. En çok satan gazeteler çeşitli aşk olaylarının işlendiği gazeteler oluyor. En çok izlenen flimler ateşli ve dramatik aşkların konu edildiği flimler oluyor. Aynı biçimde en çok izlenen programlar aşk adına aşkın en çok tüketildiği programlar oluyor. Hepsi de insan olmanın erdemlerinden uzak, insanın özünü boşaltan, hayal düyasını daraltan, arayışlarına sınır çizen, ufuksuzluğu geliştiren, kişinin düşünce ve duygu dünyasını hadımlaştırarak güdüleri tahrik eden, yaşamın anlamını basit bir cinsel tatminde boğan ve bunun adını da aşk koyan, görselci, sanal bir dünyanın birer figüranı haline getiriyor insanları.

Ataerkil sistem aşkı hertürlü insani değerden koparmıştır. Onur duygusundan kopartarak insan olmanın tüm erdemlerinden soyutlamıştır. Aşkı, içi boş, anlamsız bir yaşamın merkezi haline getirmiştir. İnsanın-insanlığın en soylu duygularından olan aşk, piyasaya sürülerek alınıp satılan bir metaya dönüştürülmüş, nesneleştirilmiştir. Ve maalesef aşk, görselci bir dünyanın en çok para eden bir malzemesi olmuştur. Aşk, kadın ve erkeğin birbirini düşürmede baş vurduğu yalanın, en çok üretildiği ve satıldığı olgu haline getirilmiştir.

Aşkı, otuz yıllık mücadelesiyle gerçek anlamına kavuşturmak isteyen Önder Apo ise her türlü haksızlığa ve zulme tabi tutulmuştur ve halden de bu zulüm altında tutuluyor. Aşkı kadın-erkek eşitliğiyle özgürlüğüyle, aşkı adaletle, aşkı barışla, aşkı özgür ülke ve özgür dünyayla özdeşleştiren, aşk dolu yüreğiyle bunun mücadelesini veren Önder Apo ataerkil sistem tarafından benzersiz bir zulüm altında imralı zindanında her türlü haktan-hukuktan yoksun yaşıyor. Güneş, Zagrosların ardında kaybolurken ben imralının kıyılarına çarpıp duruyorum. Gerçek aşkı yaratarak kadını sahte aşk tuzağından kurtarmaya çalışan bu güzel ve gerçek kadın dostu olan insana, özlemimin depreştiğini hissediyorum. Bu güzel insanla en anlamlı dostluğun ancak tüm yalanlardan ve yalanların tuzağından kurtularak sağlanabileceğini düşünüyor, dağların dostluğuna karışıyorum.
Okunma: 2236 Eklenme Tarihi: Salı, 12. Ağustos 2008
 
En Çok Okunan
Bese Şimal: En çok okunan yazısı
En çok satan yalan...


Seçenekler

   Çıktısını Al

   Arkadaşına Yolla

   Köşe Yazılarına Dön


Bu Yazıyı Oylayın
Oy Ortalaması: 4.83
Toplam Oy Sayısı: 12

Çok İyi

Sizce Bu Yazı Nasıl ?

Çok İyi
İyi
Normal
Kötü
Çok Kötü



  

Makaleler yazarýn/yazarlarýn fikri mülkiyetidir, baþka her þey © 2005- 2009 by Mazlum YILDIRIM Dersim Haber Munzur Haber ROJAMUNZUR.COM



DM Theme by RojaMunzur.